9
Türkiye yine o tanıdık tartışmaların ortasında: Bir yanda “egemenlik elden gidiyor” diyenler, diğer yanda “diyalog ve özgürlük için fırsat” görenler. Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti, sadece bir dini liderin diplomatik programı olmanın ötesinde, ülkenin ruh hâline ayna tuttu aslında.
Ziyaretin ilk anlarından itibaren ekranlara bakınca, toplumun farklı damarlarından yükselen seslerin ne kadar keskin hale geldiğini bir kez daha gördük. Herkes aynı manzaraya bakıyor ama gördüğü başka…
Bir kesimin zihninde tarihten gelen gölge; Milliyetçi-muhafazakâr çevrelerde ziyaret bir “siyasi şov”, hatta “manevi kuşatma” olarak yorumlandı.
MHP’li yetkililerden Yeniden Refah yöneticilerine, Anadolu Gençlik Derneği’nden çeşitli sivil toplum temsilcilerine kadar uzanan bir zincir, ziyaretin “masum olmadığını” öne sürdü.
Bu tepkinin kökleri aslında güncel siyasette değil; tarihsel hafızada.
Fener Patrikhanesi tartışmaları, Lozan’ın hassasiyetleri, Osmanlı’nın son döneminde yabancı güçlerin dinî nüfuzu kullanması… Bu belleğin oluşturduğu refleks bugün hâlâ canlı.
Kimi insanlar için Papa’nın Türkiye’de bir ayin yönetmesi, iki liderin bir araya gelmesi değil; “Batı’nın gölgesi kapıya dayandı” hissi uyandırıyor.
Bu hissi hafife almak kolay, ama anlamadan geçmek zor.
Azınlık toplulukları içinse durum bambaşka.
Onlar bu ziyaretle belki yıllardır duyuramadıkları bazı sorunların, seslerinin, kültürel miraslarının görünür olabileceğini düşünüyorlar.
Türkiye’nin kadim Hristiyan cemaatleri — Rumlar, Ermeniler, Süryaniler — zaten toplumsal görünürlüğü sınırlı gruplar. Dolayısıyla Papa’nın ziyaretini bir misafirlik değil, “hatırlanma” olarak okuyorlar.
Bu ülkede herkes gibi onların da hikâyesi yüzyıllara dayanıyor.
Bazen unutuluyor, ama burada olduklarını hatırlatmaları için böyle sembolik anlar önemli.
Birde her olayda biz bu gerilimi niye yaşıyoruz ? Orta yerde duran sessiz çoğunluk; ziyaretin ne tehlike ne de fırsat olarak görüldüğü, olaylara daha sakin bakan geniş bir kitle var. Onlar için Papa’nın gelişi, dün geceki maç kadar gündelik bir haber.
“Bu kadar gürültü neden?” diye soruyorlar.
Bu soruyu sormaları bile bize çok şey anlatıyor:
Türkiye’de herkes aynı hassasiyetleri taşımıyor.
Herkes aynı hikâyelerle büyümedi.
Herkesin zihnindeki “tehlikeler haritası” birbirinden farklı.
Belki de modern Türkiye’nin en büyük sorunu tam burada:
Aynı kelimelerle konuşup tamamen farklı anlamlara koşuyoruz.
Ziyaretin bize öğrettiği şey
Papa’nın Türkiye ziyareti, aslında Papa’dan çok bize dair bir tablo ortaya çıkardı:
Ne kadar kolay kutuplaştığımızı,
Tarihî korkuların nasıl hâlâ diri olduğunu,
Azınlıkların görünürlük ihtiyacını,
Ve en önemlisi: farklılıklarımızla yaşamaya dair ciddi bir iletişim krizimiz olduğunu.
Belki de mesele Papa’nın kim olduğu değil…
Bizim kim olmak istediğimiz.
Son söz olarak
Papa gitti, kameralar kapandı, tartışmalar birkaç gün içinde başka bir gündeme kaydı bile. Ama Türkiye’nin kimlik, laiklik, din, egemenlik ve birlikte yaşam tartışmaları her zaman için kaçınılmazdır.
Bu ziyaret, ister istemez şu soruyu yeniden gündeme oturttu.
Bu ülke farklılıklarla birlikte yaşamayı mı öğrenecek, yoksa her ziyaret, her adım, her sembol yeniden bir cepheleşmenin bahanesi mi olacak?
Bazen dışarıdan gelen bir misafir, ev sahibinin iç düzenini en iyi gösteren aynadır.
Ve bu ziyaret bize bir aynadan fazlasını bıraktı:
Kendi evimizi konuşma zorunluluğumuzu...
-- Adversting 7 REKLAM ALANI --
Siyaset ve Gündem
Dünya ve Avrupa
Siyaset ve Gündem
Gündem
