9

 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü_Haliye Donmuş yazdı!

12:46:36 | 2025-11-25
Haliye Donmuş
Haliye Donmuş     

Kadına yönelik şiddet, dünyanın hemen her toplumunda görülen, insan haklarının en yaygın ve en sistematik biçimde ihlal edilmesine neden olan toplumsal bir sorundur. 25 Kasım, Mirabal Kardeşler’in anısına kabul edilen “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak, uluslararası kamuoyunda farkındalığı artıran sembolik bir tarihtir.Kadına yönelik şiddetin tarihsel arka planı, nedenleri, türleri, küresel ve Türkiye bağlamındaki veriler ile mücadele mekanizmalarını değerlendirebiliriz.

Kadına yönelik şiddet, cinsiyete dayalı eşitsizlikten beslenen, kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve onurunu hedef alan yapısal bir sorundur. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre kadınların üçte biri hayatlarının herhangi bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Bu gerçeklik, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda sistemsel bir sorun olduğunu göstermektedir.

25 Kasım tarihi, 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele eden Mirabal Kardeşler’in vahşice katledilmelerinin anısına, 1999 yılında BM tarafından “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ilan edilmiştir.

Tarih boyunca kadınlar, ataerkil sistemlerin belirlediği normlarla sınırlandırılmış; ekonomik, siyasal ve sosyal alanlardan dışlanmışlardır. Bu durum, şiddeti yalnızca bireysel bir eylem değil, kültürel ve yapısal bir güç ilişkisi hâlini almıştır..

Antik dönemden bu yana kadın bedeninin denetimi, toplumsal düzenin sözde korunması adına meşrulaştırılmıştır.

Sanayi Devrimi sonrası kadın emeği görünür hâle gelmiş, ancak ev içi şiddet uzun süre “özel alan” sayılarak devlet tarafından göz ardı edilmiştir.

 20. yüzyıl kadın hakları hareketleri sayesinde şiddet, uluslararası hukukta tanınan bir insan hakkı ihlali hâline gelmiştir.

 Kadına Yönelik Şiddet tek tür değil.Kadına yönelik şiddet çok boyutludur ve yalnızca fiziksel saldırıdan ibaret değildir.

BM'nin tanımına göre başlıca şiddet türlerini sıralayabiliriz.

Fiziksel Şiddet

Darbetme, itme, boğma, silah kullanımı gibi eylemler içerir.
En görünür ama çoğu zaman en geç bildirilen şiddet türüdür.

Psikolojik Şiddet

Aşağılama, tehdit, izolasyon, hakaret, manipülasyon ve duygusal baskı.
Bireyin özsaygısına ve ruhsal bütünlüğüne zarar verir.

Cinsel Şiddet

Rızaya dayalı olmayan her türlü cinsel davranış ve zorlamayı kapsar.
Savaş ve çatışma dönemlerinde sistematik bir silah olarak da kullanılır.

Ekonomik Şiddet

Kadının gelirine el koyma, çalışmasını engelleme, ekonomik bağımlı hâle getirme.
Şiddetin en az fark edilen ama en uzun sürdürülen biçimidir.

Dijital Şiddet

Sosyal medya yoluyla tehdit, takip, ifşa, izinsiz görüntü paylaşımı.
Gelişen teknolojiyle birlikte yaygınlığı artmaktadır.

Hatta hatta yeni maddeler de ekleyebiliriz.Eğitimde,çalışma alanında,sokakta,evde,sosyal faaliyetlerde,siyasi arenada uygulanan şiddetleri yeniden adlandırabiliriz.

 Küresel ve Türkiye Bağlamında Şiddetin Görünümü

 Dünyada kadınların yaklaşık %35’i yaşamları boyunca en az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır.

Her yıl on binlerce kadın “namus cinayeti” veya partner şiddeti nedeniyle yaşamını yitirmektedir.

Ya Türkiye’de Durum

Türkiye’de kadına yönelik şiddet hâlâ önemli bir toplumsal sorun olarak varlığını sürdürmektedir.

Her yıl yüzlerce kadın erkek şiddeti sonucu hayatını kaybetmektedir.

TÜİK ve sivil toplum verileri, kadınların önemli bir kısmının şiddet gördüğünü ancak büyük bölümünün bunu bildirmediğini göstermektedir.

İstanbul Sözleşmesi'nin tartışmalı şekilde gündemden çıkması bize kadına uygulanan şiddetin ve işlenen cinayetlerin politik olduğunun en büyük örneğidir. Hukuki korumaların etkinliği sözleşmenin kalkması ile beraber tartışmalara yol açmış ve yetisini kaybetmiştir.

2025 verilerine göre, yaşamının herhangi bir döneminde kadınların yüzde 28,2'si psikolojik, yüzde 18,3'ü ekonomik, yüzde 12,8'i ise fiziksel şiddete uğradı.

Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete yüzde 14,7 ile en fazla 35-44 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı. Bunu sırasıyla yüzde 14,3 ile 45-59 yaş ve yüzde 11,9 ile 25-34 yaş grupları takip etti.

Boşanan kadınların yüzde 62,1'i psikolojik, yüzde 42,5'i ekonomik, yüzde 41,5'i fiziksel, evli kadınların da yüzde 26,4'ü psikolojik, yüzde 19,9'u ekonomik, yüzde 11,6'sı fiziksel şiddet gördü. Hiç evlenmeyen kadınların yüzde 25,7'si psikolojik, yüzde 14,2'si dijital şiddete ve yüzde 13,4'ü ısrarlı takibe maruz kaldı.

Kadına yönelik şiddeti besleyen temel etkenler yapısal ve toplumsaldır.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği

Ataerkil zihniyet ve güç ilişkileri

Eğitim yetersizliği

Yoksulluk ve ekonomik bağımlılık

Kadınların karar alma mekanizmalarında az temsil edilmesi

Yetersiz hukuki yaptırımlar ve uygulama sorunları

 Uluslararası Hukuk ve Mücadele Mekanizmaları

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için pek çok uluslararası sözleşme ve mekanizma geliştirilmiştir:

BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)

İstanbul Sözleşmesi (Avrupa Konseyi, 2011)

BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Bu belgeler, devletlere şiddeti önleme, mağduru koruma ve failleri cezalandırma yükümlülüğü getirmektedir.

Söylemden çok Çözüm ve Önerilere Politik Yaklaşımlara ihtiyacımız var:

Eğitim ve Farkındalık

Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi, yalnızca kadınlara değil erkeklere ve çocuklara da verilmelidir.

 Hukuki Düzenlemelerin Güçlendirilmesi

Mevcut yasaların uygulanması, şiddetle mücadelede en kritik noktadır.

Sığınma Evleri ve Destek Mekanizmaları

Kadınların güvenli barınma alanlarına erişimi yaygınlaştırılmalıdır.

Erkeklik Normlarının Dönüştürülmesi

Toplumsal cinsiyet rollerinin erkeklere yüklediği toksik davranış kalıplarının dönüştürülmesi, şiddetin köklerini kurutmak için önemlidir.

Sonuç olarak:25 Kasım, yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda tüm dünya için bir hesaplaşma ve sorumluluk çağrısıdır. Kadına yönelik şiddetin sona ermesi, yalnızca devletlerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak mücadelesini gerektirir. Şiddetle mücadele, ancak eşitliğin norm olduğu bir kültür oluşturulduğunda kalıcı şekilde başarılabilir.
Kadına yönelik şiddetin olmadığı bir toplum, daha adil, daha özgür ve daha insanidir. Dünya barış anahtarı kadınların elindedir...

Haliye Donmuş_GlobalKalem




ETİKET :   #haliyedonmuş #kadınaşiddetehayır #25kasımkadınayönelikşiddetekarşıuluslararasımücadelegünü #globalkalem

Tümü
UA-147632479-1