9
Türkiye’de demokrasi yalnızca sandık günlerinde ölçülmez, aynı zamanda siyasal partilerin iç işleyişi ve örgütlenme özgürlüğü üzerinden de test edilir.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atanması, bu testin kritik bir göstergesidir. Bu gelişme, teknik bir hukuk tartışmasının ötesinde, demokratik normların ve siyasi kültürün sınandığı bir dönemeçtir.
İl kongreleri, partilerin yalnızca iç meseleleri değildir. Aynı zamanda vatandaş ile siyaset arasındaki köprünün temel taşlarıdır. Seçilmiş yöneticilerin görevden alınması, bu köprüyü geçici de olsa zayıflatır, muhalefetin örgütlenme kapasitesini sınırlar ve toplumsal temsil kanallarını daraltır. Kayyum uygulaması, pratikte demokrasiye yönelen bir müdahale olarak okunabilir.
Öte yandan CHP, tarihsel olarak baskılara karşı direnç geliştirmiş bir partidir. İstanbul gibi kritik bir metropolde yaşanan bu müdahale, kısa vadede sarsıntı yaratabilir; ancak uzun vadede demokratik bilinçlenmeyi ve örgütsel dayanışmayı güçlendirecek bir uyarı niteliğindedir.
Tarih bize, baskılar karşısında örgütlü siyasetlerin daha da olgunlaştığını göstermiştir.
Bu süreç, Türkiye’de demokrasi ve hukuk arasındaki hassas dengeyi de gözler önüne seriyor. Partilerin özerkliği, üyelerinin iradesi ve örgütlenme özgürlüğü, demokratik rejimin temel taşlarıdır. Eğer bu sınırlar sürekli ihlal edilirse, siyaset alanı daralır, toplumsal güven aşınır ve demokrasi yalnızca bir “sandık prosedürü”ne indirgenir.
İşte tam da bu nedenle İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atanması, yalnızca CHP’nin değil, Türkiye demokrasisinin geleceği açısından da kritik bir sınavdır. Soru basittir, ama yanıtı herkes için önemlidir: Halkın iradesi yalnızca seçim günü mü geçerlidir, yoksa örgütlü siyasetin her aşamasında korunması gereken bir ilke midir?
Fatoş BİRİNÇ/GlobalKalem
-- Adversting 7 REKLAM ALANI --
Gündem
Gündem
Dünya ve Avrupa
Dünya ve Avrupa
