9
İyilik ya da kötülük kavramları üzerine çokça yazılıp çizildi.Sözkonusu kötülük kavramı zihnimizde değerlendirdiğimiz de canımızı çok acıtır.Kötülüğún iyisi olmadığından onun her türlüsü kötü olarak zihnimiz de kodlanır.
İyilik ise anneden geçer. Yeni jenerasyon annenin vermiş olduğu iyiliği güçlü bir biçim de zihninde kodlar;ona ögretileni ömrünce unutmaz;yaşamının bir parçası olarak hafızasına güçlü bir biçim de kaydeder,yeri zamanı geldiğinde hayata geçirmekten asla çekinmez.Çok şey yapmasına da gerek yoktur aslında.İyilik olarak kodlananı karşı tarafa hissettirmek sözü ve davranışíyla yansıtır,lakin günü gelir karşı tarafça geç de olsa anlamını bulur.
Kötülük ise bir tercihtir,kötüler karekterlerinin ürünüdürler, karşısindakinin canını nelerin acıtacağını iyi bilirler;kimi neden inciteceklerini de iyi bilirler.O anda kötúde vicdan duygusu aranmaz. ,o gerçekleştirdiği kötülük ile beslenerek tatmin olur.Oysa kötülük cehaletin değil ahlaki tembelliğin ve duygusal yoksunluğun,asalaklığın sonucu olarak ortaya çıkar
Zaman gelir geçer,hatta günler,aylar yıllar gelip geçer siz ondan değişim beklersiniz lakin o kötülükten beslendiğinden ondan asla kopamaz çünkü o kendince yanlış yapmıyordur ; oysa siz onu anlamaya çalışırken bir bakmışsınız ki sağlığınızı,huzurunuz gitmiştir ve onunla savaşmak bir bedel gerektirir.Onun yapmış olduğu kötülüklere tek tek cevap vermek gerektirir,bu durum da sabır ve sağlam sinirlere sahip olmayı gerektirir.
Oysa iyilik çokludur,hatta onu dünyaya sığdıramazsın.Bir bakış,bir tutum bir davranış bir aşktır o.Derin vadilerde akan bir şelale gibidir mesela,hatta dağların zirvelerinde ki beyazlara bürünmüş gelinlik gibidir.Hatta yem yeşil ovaları süsleyen renga renk çiçektir de.Yani demem o ki insan bir sevginin bir iyiliğin ölçüsü,ya da göstergesi olan ayrıntıları çoğu zaman bilmeden ıskalar.
Mesela geniş bir ovada dört nala giden bir ata binmşinizdir,gözlerinize bir fırtına gibi dolan rüzgar baharsa çoktan gelmiştir ve güneş sevimli kırlarını okşarken bin bir renkte çiçekler ve kuş cıvıltıları ve sen öylesine göz bir gezdirmişsindir derken yüksekçe bir yerde durup geriye baktığında ne de çok şey kaçırdığını o an farkına varırsın.
Peki bizleri körleştiren şey nedir?Sürekli aradığımız bir şeyi,sevginin ona işareti ortadayken neden görmüyoruz.
İnsan ruhunun ve zaaflarının büyük yazarı olan Lawrence Durrell'in Kahramanı gibi bizde genellikle binlerce güzel şeyi iskalar ya da görmezden geliriz.
Yani demem o ki bizler yıllarımızı sevilmediğimizi zannederek geçiririz.
Belki de her birimiz dağlardan kopan bir fırtına ya da bir çığ gibi içimizdeki fırtına kopar coşarak limanları yıkıp geçen devasa dalgalar gibi.
Ve bir gün geriye döner bakarız yüksekçe bir yerden o an her şey açıkça gözükür bize pişmanlık ve şaşkınlıkla işte o an geldiğinde başımızı utangaçça eğeriz.
Söylenmiş güzel bir söz küçük bir tebessüm,gözlerimizin pınarlarında süzülen bir damla gözyaşı,şevkale omuzumuza dokunan bir el,sımsıkı bir sarılış,kederli ve utangaçça bir bakış,zihnimizin çeşitli yerlerine gizlenmiş binlerce ayrıntı ve birden ani bir dalgalanmayla hepsi bir araya gelir,o an biz büyük bir sevgiyi ve iyiliği ıskaladığımızı fark ederiz.
Ískaladığımız o küçük ayrıntılar zihnimizde çeşitli biçimlerde kaydolmuştur ölü anılar arasında debelenip durur ve unutulduğunu zannettiğimiz o anlar ve davranışlar gün gelir uykunun o sakin ve dingin vakitlerinde ayaklanarak birer mızrak gibi göğsümúze saplanıverir.
Sonra bir gece kaybedilmiş birinin acısıyla uyanıríz manasız ve boş gözlerle..Ben ne ara bu hale geldim diye kendimizi sorgularız.
Mehmet Güzel/GlobalKalem
-- Adversting 7 REKLAM ALANI --
Dünya ve Avrupa
Dünya ve Avrupa
Dünya ve Avrupa
Dünya ve Avrupa
