9
10 Aralık İnsan Hakları Gününde genel olarak belirgin olan değişimlerin bazılarını siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyorum. Toplumsal refah ve barışın ölçüsü insan haklarının yaşamımızdaki sosyo- ekonomik ve politik konumunuda belirlemektedir. İnsan haklarını hiçe sayan bir yaşam biçimi uzun ömürlü olamaz. Hapis, işkence ve onur kırıcı baskı yöntemlerinin vahşiliği tüm insanlık adına yargılanmalıdır.
Demokratik ve özgür yaşam biçimleri insanlık ve uygarlık için atılan en büyük adımımlardır. Dil, din, irk ve renk ayrımı yapmak insanlığa yapılan en büyük kötülüktür. İnsanların yurtları ve anadilleri onların en büyük değerleri ve haklarıdır. Hiç bir şey insanların özgürlüğünden daha değerli olamaz. İnsanların düşüncelerini serbestçe ifade edebilmeside onların en doğal hakları olarak bilinmelidir.
Bu bağlamda 'İnsan Hakları' ile ilgili bir kaç gelişim faktörünü siz değerli Global Kalem okuyucularına aktarmak istiyorum.
Sosyal, ekonomik ve kültürel haklar
Geçmişi Sanayi Devrimine uzanan, bazıları Anayasa ile Türkiye vatandaşlarına da tanınmış olan sosyal haklar, literatürde özetle şöyle sıralanıyor ve pratik uygulanma şeklinin yorumunu size bırakıyorum.
Sosyal güvenlik hakkı
Çalışma, adil gelir ve sendika kurma hakkı
Dinlenme hakkı
Eğitim hakkı
Kültürel yaşama katılma hakkı
Sağlık, beslenme ve konut hakkı
Grev ve toplu sözleşme hakkı
Dayanışma Hakları
Dayanışma hakları birlikte yaşama ortamına dair haklar hem bireylere hem de toplumun tümüne aittir. Dayanışma haklarının çıkışında, bilimsel ve teknik ilerlemenin yarattığı etik sorunlar geliyor. Çevre kirliliği, nükleer silahlanma, savaş gibi.
Oluşum süreci ve kesin tanımları henüz tamamlanmamış olsa da bu haklar:
Barış hakkı
Çevre hakkı,
Halkların (ulusların) kendi kaderini tayin hakkı
(İngilizcesi self-determinasyon- Almancası Selbstbestımmungsrecht) hakkı olarak literatürlerde geçmektedir.
Gelişme hakkı, (Eğitim ve iletişimdeki gelişim)
Herkesin insanlığın ortak mal varlığından yararlanma hakkı.
Bilimsel teknik ve tıbbi ilerlemelerin seyri
İnsan haklarında yeni hakların tanınmaya başlandığı başka bir alan da tıp bilimidir. Yeni bilimsel keşifler, özellikle genetik mühendisliği, organ ve doku nakli alanlarında insan haklarına dair yeni soruları gündeme getirdi.
Teknik ilerlemeler kaydedildikçe, yaşam doğasıyla ilgili soruların bu alanların her biri için yanıtlanması gerekiyor. Avrupa Konseyi bu karmaşık ve sınırları zorlayan konulara uluslararası bir sözleşme ile yanıt verdi: Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (Oviedo Sözleşmesi). Bu sözleşme Aralık 1999’da yürürlüğe girdi.
Sözleşme Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler tarafından imzalandı ve 20 devlet tarafından onaylandı. Bir insanın genetik mirasından dolayı herhangi bir tür ayrımcılığa maruz kalması yasaktır. Kestirim amaçlı (prediktif) genetik testler sadece sağlık nedenleriyle uygulanabilir, fakat bir çocuğun gelecekte sahip olacağı fiziksel özellikleri belirlemek üzere ve buna benzer durumlarda uygulanamaz.
İnsan genomunu değiştirme amaçlı müdahaleler sadece önleyici amaçla ya da teşhis ya da tedavi amacıyla yapılabilir. Gelecekte çocuğun cinsiyetini belirlemek amacıyla yapılan tıbbi müdahaleli üremeye izin verilemez. Yaşayan bir insandan nakil amacıyla organ ya da doku alınmasına, ancak alıcının tedavisi için gerekliyse izin verilebilir.
Bilimsel anlamda çok yönleri bilinmeyen fakat İnsan Hakları Beyannamesinde yer alan önemli bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.
Bir sonraki yazımda başka bir konuda buluşmak üzere..
Celal Turhan
Ekonomist-Eğitim Uzmanı
-- Adversting 7 REKLAM ALANI --
Teknoloji
Kültür Sanat Şiir ve Edebiyat
Siyaset ve Gündem
Dünya ve Avrupa
