9
İlişkilerde yaşanan en büyük sıkıntı karşı tarafın sınırlarına dahil olmaya çalışmaktır. Ilk aşamada şunu bilmek önemlidir "herkes kendi hayatı kadar yer tutmaktadır" bu dünyada. Yani işin aslı şudur mutlu bir ilişki (eşler arası ilişki, arkadaş ilişkisi, anne-baba-çocuk ilişkisi, sevgililik durumu vs..) için ilk aşama onun kendi hikayesinin baş kahramanı olduğunu kabul etmekten geçmektedir. Her insanın kendi hayatındaki beğenileri, bakış açıları, zevkleri, renkleri farklı farklıdır ve hepsi kendine özel durumdadır. Bu yüzden dahil olduğunuz bir hayatın içindeki ana madde olmaya çalışmak yerine, ona daha çok nefesi nasıl katabileceğinize odaklanmak çok daha doğru bir yol olacaktır.
Sevmek denilen kavram katmaktır, katlanmaktır. Ve bir şey düz olarak büyümez dallanması gerekir ki sağlamlığı artsın düşünün dümdüz bir duvarın dengesini, kolayca yıkılabilir değil mi? O duvarı enine ekleyerek genişletip yükselttiğimizde ise sağlamlığı artacaktır. Işte aslında olay tamamen budur eklenilecek şeyler tek bir boyutta olur ise verimi düşer fakat yeni yeni boyutlarla ekleme yapılırsa sağlamlığı artar.
Yaşamımıza aldığımız her insanı ondaki güzelliklerle almalıyız ve yayılmaya tamda bu noktadan başlamalıyız orta yolu bulduğumuz yaşamların yanında mutluluğa kolayca kanat çırpabiliriz. Bu noktada birleşmek ilişkiye can verecektir. İlişkileri bir terazi gibi dengelemek gereklidir, hiç kimse diğerinin yerine geçmemelidir ve kimse kimseden yaşam rolünü çalmamalıdır, sadece saf sevgi kavramında buluşmak kalıcı heyecanları yaratacaktır ve yalnızca bu heyecanlar size ömür boyu renk katacak gizli, kıymetli, saygın bir ilişkiyi sunacaktır.
An'ların Kararları
Kızgınken cevap verme, mutluyken söz verme, üzgünken karar verme... Çoğu zaman hata oranını yükselten bu üç ifade de yaşanan karmaşa aslında hep aynı düzeydedir.Üçü de normal duygulardır ve elbette kendi akışında yaşanmalıdırlar (tabi ki belli sınırlar ve durak noktaları içerisinde).Çünkü yaşanmayan zihinden atılamayan baskılanan her duygu ileride birikintilerle çok daha yüksek karşılıklar yaratabilmektedir. Kızgınken cevap vermemek sessizliği sağlayabilmek çoğunlukla iyi sonuçlar vermektedir çünkü öfke anında birey kendi vücutsal fonksiyonlarının yoğunluğu nedeniyle normal akış halindeki metabolizmal işleyişin bile dışında kalacak ve düzgün çalışmayan bir sistem her zaman bir aksaklık yaratacaktır. Düşünün ki size hayal ettiğiniz bir iş teklifi geldi ve eşiniz,aileniz veya sevgiliniz bunun olmasını istemiyor ve siz onun istemediği bu iş teklifi hakkında tartışıyorsunuz.Bu tartışma ilerledikçe karşılıklı ses yükselmeleri,sinir,öfke patlamaları derken, doğal olarak istediğinizin normal olduğunu bile karşı tarafa anlatamadığınız sadece sinirsel olarak dışsal bir boşalma yaşadığınız fakat içsel yogunluğun oluştuğu bir durum ortaya çıktı bile.O an dışsal boşalma ile anlık bir rahatlama dışında uzun vadede hiçbirşey elde edemeyeceksinizdir, çünkü seslerinizden kendinizi bile duyamadınız kendinizi anlatacak noktayı bile kaçırdınız aslında?Sessizliği sağlayabilmek bu açıdan daha olumlu olacaktır emin olun çünkü o zaman altarnatif yolları algılamanız bile kolaylaşacaktır.
Şimdi gelelim mutluyken söz vermemek kısmına insana garip geliyor ilk bakışta çünkü aslında olumlu bir duygu ve olumlu bir sonuca yol açıyor gibi ne var ki bunda diyebilirsiniz? Aslında o an olan yoğunlukta aynı kızgınlık gibi dengede bozulmanın varlıgını bize göstermektedir.Aşırı yüklenilen bir elektriksel akımı düşünün mesela evdeki elektirik şalteri,aşırı yükleme sonucu kendini bloke eder aslında akımın çokluğu bol elektrik olması güzel gözükse de eşyaların işleyişini bozabilir çünkü alınabilecek kapasite bellidir bu yüzden şalterin tuşu atar ve kapanır yani ortada yanlış bir durum var dur der bize, işte bu bağlamda aşırı mutlulukta zararlı sonuçlar doğurabilir ve verdiğimiz sözün sonucuna yine uzun vadede odaklanamayabiliriz maalesef.
Sırada üzgünken karar verme kısmı bu konuda çok fazla bir söz etmeye lüzum yok gibi çünkü üzüntü anında sistem kendini tamamen geçici bir süre ile otomatik olarak kapatmaktadır aslında ve bu kapalılık ortamında verilen hiçbir kararın (olumlu veya olumsuz) kalıcılığı ve güvenilirliği net olmayacaktır yarım kalacaktır veya hüsranla sonuçlanacaktır misal yine şalteri düşünürsek yoğun bir elektrik akımı sonucu kapandı ama biz hala prizde telefonu şarj etmeye çalışıyoruz.
Pisikolog/ B.Melis Avcı
-- Adversting 7 REKLAM ALANI --
Teknoloji
Kültür Sanat Şiir ve Edebiyat
Siyaset ve Gündem
Dünya ve Avrupa
