9
Kötülük denen kavram her ne kadar mitolojide bahse konu olan Habil ile Kabil kavgasıyla başlatılsa da zaman mekan içinde çok yönlü içeriklerle devam ederek günümüze taşındı.Tüm canlı popülasyonlarda ve türler arasında rekabet olsa da insan dışında ki türler ekolojik dengenin sağladığı yaşamsal zincirden asla kopmazlar.Buradan hareketle insan türünün akıl almaz kötülüğü yayması bir bakıma tür olarak bir sapmayı yaşadığını da görmek mümkün.
Köleci dönem ya da orta çağ dönemlerini günümüz ile kıyaslandığında kötülüğün insan tarafından çok yönlü icra edildiğini ve bunu her an her dakika ve her saat yaşamak mümkün.Kötülüğü salt can almaya indirgemek onu tarif etmede yetersiz kalınır kanısındayım.
Mesela katil kurbanını planlayarak canını alıyor bu can alma kitlesel boyuta ulaştığında burada devlet aklı devreye giriyor.Buradaki öldürme,can alma histerisi çoğunlukla iktidarını tahkim etme amaçlıdır.
Ortadoğu kökenli can alma ya da kötülük çok daha derinlikli insan hafızasına kazındığını günlük olarak pratikte yaşanılanlar da görmek mümkün.
Devlet aklı denen hiyerarşik akıl Sümer orijinli akıl olsa da oradan dünyanın bir çok yerine yayıldığı kuşkusuzdur.Kurgulanan kötülük ve lanetlenme sanki bir kadermiş gibi günlük yaşamımızın bir parçası olduğu kanıksanmış haliyle adeta yaşamımızın bir parçası haline gelmiş bulunmakta.
Konuyu uzatmadan, kötülük bu gün Orta Doğu da kol geziyor,tetikçiler ise efendilerinin onlara vermiş olduğu görevi kimi zaman"Cihat"olarak lanse ederken geçmişte ise "milliyetçilik"tandanslı olarak lanse ediyorlardı.Bunun NATO merkezli projeler olduğunu neredeyse herkes biliyor lakin kimse ona karşı güç getirmiyor.
Finans kapital çağın modern araçlarıyla yürütülen hegomonik savaşlar insan türündeki sürdürülebilir yaşama bakışı giderek sapmayla derinleşiyor.Pala ve kılıçlarla kafa kesmeler normalleştirilip Alevî ve Dürzî halklar üzerinden gerçekleştirilirken bu bir nevi diğer savunmasız halkları teslim alma,diz çöktürmedir.
Çok uzağa gitmeye gerek yok,90'lı yıllar da Kürdlere neler yapıldığını bizim kuşaklar iyi bilirler,o vahşeti Kürdlere yaşatanlar günümüz de de konformist yaşamlarını sürdürüyorlar.Kürdlerin en seçkin önderleri bu gün ya toprak altındalar ya da zindandalar.Bu oligarşik tekçi anlayışlar kendisi gibi düşünmeyen halklara, inanç gruplarına, kadınlara kan kusturmaya yeminliler.
Geçmişte Şengal de Ezidi kadınları cariye ve köle olarak satanlar,katledenler ile bu gün Fatma Tokyaz'ı hunharca katledip bir bavula koyan zihniyet ve kötülük aynı ikiz kardeştir.
Bu vahşi düzen elbette ki bir kader değildir.Doğa ve kadın kırımına alternatif olarak demokratik uygarlık paradigması eksenin de demokratik ekolojik kadın özgürlükçü sistemin inşası kaçınılmazdır.
Mehmet Güzel/GlobalKalem
-- Adversting 7 REKLAM ALANI --
Spor
Siyaset ve Gündem
Dünya ve Avrupa
Gündem
