Ortadoğu bir kez daha ateş hattında_Haliye Donmuş yazdı
Ortadoğu bir kez daha ateş hattında.
İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik saldırısı, yalnızca üç devlet arasında yaşanan askeri bir gerilim değildir. Bu gelişme, bölgesel güç dengelerini, uluslararası hukukun meşruiyetini ve küresel sistemin kırılgan yapısını doğrudan etkileyen stratejik bir eşiktir.
Güç Gösterisi mi, Caydırıcılık mı?
İsrail’in uzun süredir İran’ın bölgesel nüfuzundan duyduğu rahatsızlık bilinmektedir. İran’ın Lübnan, Suriye ve Irak hattında oluşturduğu etki alanı; İsrail açısından doğrudan güvenlik tehdidi olarak görülmektedir. ABD ise İran’ın nükleer kapasite geliştirme ihtimalini uluslararası güvenliğe yönelik bir risk olarak çerçevelemektedir.
Ancak burada kritik soru şudur: Bu saldırı önleyici meşru müdafaa kapsamında mı değerlendirilmelidir, yoksa güç projeksiyonu mu söz konusudur?
Uluslararası hukuk açısından, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2/4 maddesi kuvvet kullanma yasağını açıkça ortaya koyar. 51. madde ise meşru müdafaa hakkını düzenler. Eğer ortada açık ve yakın bir silahlı saldırı yoksa, yapılan müdahalenin hukuki meşruiyeti tartışmalı hale gelir. Bu noktada mesele yalnızca askeri değil; normatif bir krizdir.
Bölgesel Dengeler Sarsılıyor
İran, doğrudan karşılık verirse çatışma hızla bölgesel savaşa evrilebilir. Özellikle Körfez hattında enerji güvenliği tehlikeye girebilir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak bir gerilim, küresel petrol piyasalarını anında etkiler.
Ayrıca İran’ın vekil aktörleri üzerinden vereceği dolaylı tepkiler, çatışmayı çok katmanlı bir hibrit savaşa dönüştürebilir. Bu da konvansiyonel bir savaştan daha belirsiz ve uzun soluklu bir süreci beraberinde getirir.
Küresel Sistem ve Çifte Standart Tartışması
Bu saldırı, uluslararası sistemde zaten zayıflamış olan “kurallara dayalı düzen” söylemini daha da aşındıracaktır. Güçlü devletlerin kuvvet kullanma eşiğini esnetmesi, diğer aktörler için de emsal oluşturur. Bu durum, özellikle küresel Güney’de ciddi bir meşruiyet tartışması yaratır.
Eğer uluslararası hukuk yalnızca zayıflar için geçerliyse, sistemin normatif zemini çöker. Bu da anarşik eğilimleri güçlendirir.
Türkiye Açısından Olası Yansımalar
Türkiye, jeopolitik konumu gereği bu tür krizlerden doğrudan etkilenir. Enerji güvenliği, sınır güvenliği ve bölgesel diplomatik denge açısından Ankara’nın dikkatli ve çok boyutlu bir politika izlemesi gerekir. Duygusal refleksler değil, stratejik akıl belirleyici olmalıdır.
Sonuç: Ateşle Oynamak
Ortadoğu’da her askeri hamle zincirleme reaksiyon üretir. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırısı, yalnızca taktik bir operasyon değil; stratejik bir kumardır.
Tarih bize şunu göstermiştir: Bu coğrafyada başlatılan hiçbir çatışma, planlandığı sınırlar içinde kalmaz.
Sorulması gereken soru artık şudur: Bu adım gerçekten güvenliği mi artırıyor, yoksa yeni ve daha büyük bir belirsizliğin kapısını mı aralıyor?