Okul Saldırıları: Çocuklara Ne Oluyor?_Haliye Donmuş yazdı!
Bir okul…
Kapısından içeri giren her çocuk, aslında sadece ders görmek için değil; güvende olmak, anlaşılmak ve büyümek için girer. Okul, çocuğun dünyaya açıldığı ilk kamusal alandır. Ve biz yetişkinler, o alanı korumakla yükümlüyüz.
Ama önce Urfa'dan sonra Maraş’tan gelen haber, bu en temel güven duygusunun yerle bir olduğunu gösteriyor. Bir okulda yaşanan saldırı, yalnızca bir olay değildir; bir kırılmadır. Çünkü mesele sadece o an orada bulunan çocuklar değil, bütün bir toplumun çocuklara sunduğu dünya ile ilgilidir.
Peki çocuklara ne oluyor?
Son yıllarda çocuklar, giderek daha fazla şiddetin ortasında büyüyor. Ekranlarda, sokakta, aile içinde ya da okulda… Şiddet artık uzak bir ihtimal değil; gündelik hayatın içine sızmış bir gerçek. Ve en tehlikelisi, bu durumun yavaş yavaş normalleşmesi.
Çocuk dediğimiz varlık, aslında en çok “yansıtan”dır. Ne görürse onu öğrenir, neye maruz kalırsa onu içselleştirir. Eğer bir çocuk şiddeti çözüm olarak görmeye başlıyorsa, bu onun suçu değildir; bu, yetişkin dünyanın ona sunduğu dilin bir sonucudur.
Bugün bir çocuk, öfkesini nasıl yöneteceğini bilmiyorsa…
Bir başka çocuğa zarar vermeyi bir seçenek olarak görüyorsa…
Empati kuramıyor, sınır tanımıyor ve kendini ifade edemiyorsa…
Bu, sadece bireysel bir problem değil; sistemsel bir alarmdır.
Eğitim sistemine bakmak gerekir. Okullar yalnızca akademik başarıya odaklanan, ama duygusal gelişimi ihmal eden kurumlara dönüştüğünde, çocuklar “başarılı” olabilir ama sağlıklı bireyler olamaz. Oysa bir çocuğa matematik öğretmek kadar, öfkesini yönetmeyi öğretmek de hayati bir meseledir.
Aileye bakmak gerekir. Ev, çocuğun ilk okuludur. Eğer evde baskı, ihmal ya da sevgisizlik varsa; çocuk bunu bir şekilde dışarı taşır. Bazen sessizliğe, bazen de şiddete dönüşür bu taşıma hali.
Topluma bakmak gerekir. Sürekli kutuplaşan, sertleşen, tahammülü azalan bir toplumda çocuklardan farklı davranmalarını beklemek ne kadar gerçekçidir?
Urfa ve Maraş’taki olay, bize bir şeyi çok açık gösteriyor:
Çocuklar bozulmuyor, çocuklar bize benziyor.
Onları korumak istiyorsak, önce kendi dilimizi, davranışlarımızı ve kurduğumuz sistemi sorgulamak zorundayız. Çünkü bir çocuk, şiddeti kendiliğinden keşfetmez; onu bir yerlerden öğrenir.
Bu yüzden mesele sadece güvenlik önlemleri değildir. Elbette okullar daha güvenli hale getirilmelidir. Ama asıl mesele, çocukların iç dünyasını güvenli kılmaktır.
Daha çok rehberlik, daha çok psikolojik destek, daha çok anlayış…
Daha az yargı, daha az baskı, daha az ihmal…
Çünkü bir çocuğu kaybetmek, sadece o çocuğu değil; geleceği kaybetmektir.
Ve belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Çocuklara ne oluyor değil…
Biz çocuklara ne yapıyoruz?