Madoru Kaçırıldıysa, Aslında Kim Kayboldu?

Madoru’nun kaçırıldığı haberi düştüğünde ajanslara, mesele yalnızca bir kişinin kaçırıldığı değildi. Asıl kaybolan şey, toplum olarak neye ne kadar alıştığımızdı. Bir süre konuşuldu, sosyal medyada etiketler açıldı, birkaç sert cümle kuruldu ve sonra… sessizlik.

Bugün “kaçırılma” kelimesini neredeyse sıradan bir haber başlığı gibi okuyor olmamız, üzerinde durmamız gereken asıl sorun. Madoru bir isim olabilir, bir yüz, belki de sadece bir sembol. Ama onun başına gelenler, güvenlikten adalete, duyarlılıktan sorumluluğa kadar pek çok soruyu yeniden önümüze koyuyor.

Yetkililer “soruşturma sürüyor” demekle yetinirken, toplumun büyük bir kısmı beklemeyi seçiyor. Oysa beklemek, çoğu zaman unutmanın ilk adımıdır. Madoru’nun nerede olduğu kadar, neden böyle olayların tekrar tekrar yaşandığı da sorulmalı. Çünkü bu sorular sorulmadıkça, bir sonraki ismin kim olacağını konuşur hâle geliriz.

Bu noktada medya da aynaya bakmalı. Olayı sansasyonla mı ele alıyoruz, yoksa gerçekten kamu yararını mı gözetiyoruz? Bir insanın kayboluşu reyting malzemesi değil; aksine, ortak vicdanımızın sınavıdır.

Madoru’nun akıbeti elbette önemli. Ama ondan da önemli olan, bu olayın bize ne söylediğini duyup duymadığımız. Eğer birkaç gün sonra başka gündemlere kapılıp gidersek, kaçırılan sadece Madoru olmayacak; hafızamız, duyarlılığımız ve sorumluluk duygumuz da sessizce kaybolacak.