Kendi Sessizliğinde LâL Olmak.../Psikolog B.Melis Avcı yazdı
Günümüzdeki en büyük problemlerden biri de herkesin her şeyi çok konuşur oluşu olabilir belkide, herkes her şeyi bilmekle yarışır halde ama maalesef mâna kısmındaki eksiklerle. Oysa en önemli nokta atışı o kısımken,en es geçilen kısım olarak ilerliyor cümlelerde. Bir yerde gözüme ilişen güzel bir kelam ile devam edeyim "kelimelerin israfı" ifadesi kullanılmıştı. Yemek israfı, su israfı, para israfı vs... dışında en değerli noktamızı israf etmekten bahsediyordu. Ne kadar doğru değil mi ne kadar çözülesi bir kavram?
İnsanoğlu için en zor şey olsa gerek susmak; susabilmek sus haline erebilmek. Layığıyla susabilmek o lezzete varabilmek zordur bazılarımız için. Lezzet diyorum lâkin ağırdır sözcükleri bir yere sıkıştırıp üzerini sıkıca örtme düşüncesi değil mi?
Çünkü sıkıştırma, baskılama kelimeleri yoğun bir karmaşayı içinde barındırma hissi uyandırır ilk bakışta.
Çoğu kişinin korktuğu bir kavramdır sessizlik çünkü sessiz olan şey sanki bir yandan da yalnızdır ve yalnızlık insanoğlu için ucu bucağı belli olmayan bir boşluktur adeta. Halbuki şöyle geçmişteki aşk ehli insanlara baktığımızda lâl olmak kavramından çokça bahsederler lâl sırrına ermekten, onun verdiği huzurdan. "Lâl" Farsça kökenli bir kelimedir. Sözlük anlamına bakıldığında dilsiz ya da susmuş kişi anlamına gelmektedir. Ama benim anlatmak istediğim mâna boyutundaki "lâl olma" yani şekilden öte ruhun lâl oluşu aslında. Şems-i Tebrizi 'nin bir sözünden bahsetmek isterim sizlere. Diyor ki Şems "Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur..." Ne güzel anlatmış aşkı aşkın aşığı, demek ki özdeki sır sessizlikle birdir sessizlikle inci gibi değerlidir.
***
Günümüzdeki en büyük problemlerden biri de herkesin her şeyi çok konuşur oluşu olabilir belkide, herkes her şeyi bilmekle yarışır halde ama maalesef mâna kısmındaki eksiklerle. Oysa en önemli nokta atışı o kısımken,en es geçilen kısım olarak ilerliyor cümlelerde. Bir yerde gözüme ilişen güzel bir kelam ile devam edeyim "kelimelerin israfı" ifadesi kullanılmıştı. Yemek israfı, su israfı, para israfı vs... dışında en değerli noktamızı israf etmekten bahsediyordu. Ne kadar doğru değil mi ne kadar çözülesi bir kavram? Kelimeleri israf eder olduk. Her yerde her an kolayca kullandık, harcadık, tükettik, misal sevgiyi... Önünü ardını düşünmedik hissettirmedik ruhumuza anlamını ,oysa ki ilk çıkış içteki kaynaktandı. Yani lâl olan güçte...
Şimdi diyeceksiniz nasıl bir bağ kurulur ikisi arasında, şöyle ki kişi lâl olup bir gün kendini özden duyarsa eğer ruhunun denizinde sakladığı o kutsal sandığına ulaşırsa, hazinesi olan LÂL'in dünyasında nasıl güzel bir HÂL aldığını anlayacaktır. Onu bulduğunda ise ruhundaki derinlik, sadelik, güzellik, tamamlanmışlık hissiyatı o zaman daha net bir şekilde kendini gösterecektir ve önce bedenin kıyısından geçip vuracaktır kişinin ben'liğine.Sonra sen'liğine,o'nluğuna,biz'liğine,siz'liğine derken ait olduğu tüm kıyılarda yeniden şeklini alacaktır en pozitif haliyle. Lâl'deki erdem dünyanın sırrını anlatacaktır bir nevi,sonra kalpteki sonsuza açılan kapı ruhun rüzgârında daha da belirginleşip ebedi sevgiyi,sevgiliyi sevmenin yurt olduğu o cennet diyarları yaşatacaktır dünya dediğimiz bu yuvada ve kişi ruhundaki gücü bir kere daha keşfedecektir. Kendi lâl'imize erebilmemiz dileğiyle...
Psikolog/ B. Melis Avcı