Kanlı Köprü_Mehmet Güzel Yazdı
"Sevdiğin biri gidince ya da bu dünyadan göçünce neden sadece onu değil de bütün dünyayı kaybetmiş gibi hissedersin.Çünkü burada eksik olan kişi değil onunla kurmuş olduğun bağdır.."O bakımdan acı çoğu zaman yara değildir,bir yarıktır.Biri yaranın tarihine bakar diğeriyse açılan yarığın kendisine..O bakımdan acı kimi zaman bir dygudan öte varoluşsal bir sarmala dönüşür.
1915 Ermeni soykırımı üzerine çokça yazılıp çizildi,yazılıp çizilenler çoğunlukla bir acıyı dile getiriyor,belki de acı bir gün diner diye..Oysa insan yaşamında kimi acılar var ki dinmek bilmez..Üzerinden yüzlerce yılda geçse bu mümkün değil.O nedenledir ki o yara aslında bir yara değil o toplumun,o ulusun hafızasında yaranın ötesinde bir yarıktır!
Geçen "Ermeni soykırımı"na dair kaleme alınmış tarihsel bir yazı okudum.Her ne kadar Ermeni halkına karşı gerçekleştirilen bir çok yazı makale ve hikâye okusam da her yeni bir yazı okuduğum da sonrası okuduğum yazılar toptan gelip ruhumu yeniden kanatıyor,bana daha çok acı verdiğini farkına varıyorum.
Geçenlerde Sivas-çetinkaya'dan güneydoğu ekspresi trenine binip beş saat yolculuk sonrası Elazığ Yolçatı tren garında indim.Yolcukuk esnasında kimi zaman dağların arasında kimi zaman tünellerin içinden kimi zamansa ırmakların üzerinden geçtim.Hoş bir yolculuktu.Çokcukluğumu getirdi aklıma,o yılları yeniden yaşattı bana bu yolculuk.Elazığa gelmişken tarihi Harput kalesini ve yerleşkesini ziyaret etmeden olmazdı,öylede yaptım.Kalenin zirvesine çıkıp da etrafa baktığınız da şehir ve her yer ayaklarınızın altında...Ve dağ taş badem ağaçlarının çiçekleriyle süslenmişti.Hafif pembemsi açan çiçekler coğrafyanın dokusuna ne de uyumluydu.
Her ne kadar gezintinin tadını çıkartıyor gibi gözüksem de içimi kaplayan bir acı yakamı bir türlü bırakmıyordu.Gülistan Doku'nun acısıydı gelip içime oturan.Hatta bu hissettiğim acının da ötesinde içimde açılan bir yarıktı aslında.. Gülistan'a dair bir kaç yazı yazıp paylaşsam da yetmiyordu içimde ki acıyı dindirmeye..
Bu kadim şehirler..Dersim ve Harput.Kanlı tarihleriyle mi hep anılacaklar?diye içimden geçirmeden edemiyordum bir türlü.Öteden beri Elazığ şehri Ermeni halkının zanaata,mimariye,tarıma katmış oldukları üretimleriyle anılagelmişlerdir,Dersim ise Raa Hak inancın kadim merkeziydi.Elazığ ayrıca İtaat terakki'nin de önemli merkezlerindendir..
Özellikle Palu da ki sekiz gözlü taş köprü...1915 yılına dönersek bu köprü bize neyi hatırlatıyor? Oysa o dönem burada Ermeni nüfusu Kürd ve Türk nüfusunu geçiyor.Talat paşa tarafından İtaat terakki merkezlerinde planlanan soykırım mesela..! Palu daki sekiz gözlü köprü mesela . Bu köprünün ortasında kurulan insan mezbahanesi!Oysa burada nice canlara kıyıldığını hafızalarda asla silinmeyen bir sonun başlangıcını yeniden bize hatırlatıyordu.Bu köprü de on binlerce Ermeni boğazlanarak Murat nehrinin soğuk sularına atılıyordu.Bu köprü sekiz gözlü köprüden ziyade Ermeni halkının zihninde"Kanlı köprü"olarak hep anılacaktır.
Mine Kırıkkanat bir bakıma itaat terakki zihniyetini canlı tutmak için"kılıç artığı"nitelemesini soykırımcı bir zihniyeti temsil etmesi bakımından bilinçli bir tercih olarak kullanmıştır.Bir yazarın bu nitelemenin ne anlama geldiğini çok iyi bilir,kimseyi de kandırmaya cüret etmesin!
Bu niteleme her ne kadar bir kişinin şahsında dile getirse de esas olarak soykırımcı itaatçı geleneğin devam ettiğini onun temsilci olduğunu söylemekten çekinmemektedir.
Yani demem o ki bu topraklarda Ermenilere, Süryanilere, Rumlara, Alevilere ve Kürdlere karşı işlenen insanlık suçlarıyla yüzleşmediği sürece o yarıklar asla kapanmayacak!
Mehmet Güzel/GlobalKalem