Demokratik Toplum ve Estetik /Mehmet Güzel Yazdı
Demokratik Toplum ve Estetik
Kavram olarak estetik kulağa oldukça hoş gelir,lakin içini doldurmak güçlü entellektüel bilgi birikimi gerektirir, yanısıra oluşturduğun bilgiyi davranışa yansıtman gerekir,şayet o bilgi davranışa yansımıyorsa bir espirisi de kalmıyor.
Estetik sanata ruhunu yansıtan yegane eylem ve etkinlikler bütünlüğü olarak telakki etmek ona kattığınız emekle anlam kazanır.Bu eylem ve etkinliğe şayet sevgi gücünüzü yansıtamazsanız ortaya koyduğunuz sanatta estetik aramanız boşunadır.Ruhun estetize edilmesi elbette ki bir çabanın bir emeğin sonucu olarak açığa çıkartılarak sanatçının icra ettiği sanata yansır.Buradan hareketle karşımıza özgür düşünce çıkar.Özgür düşünce ise hiç bir ideolojik kalıba sığmaz,sığmamalı da,sanat adına kalıplara sığdırılan hiç bir şeyin ruhu olmaz,ruhu olmayan sanatın sanatıda olmaz..Bu eylem ve etkinlikler de özgür düşünce aramak beyhude bir çabadır..
Toplumların gelişimi sanatın ilerlemesiyle zihinsel estetik ve kapasite kazanır.Burada sanatçı bir bakıma toplumun ruhunu vicdanını,dugusunu,acsını yüklenmiş yegane kişidir.Şayet sanatçının önüne ideolojik bariyerler konursa zaman içerisinde totaliter anlayış gelişerek kuru bir toplum oluşturma yönünde ilerler.Reel sosyalizm totaliter aklın ürünü olarak tek tip bir toplum inşaa etme uğruna sanatı gereksiz gördüğünden yıkılmak zorunda kaldı.Rönesanı referans almamızın esas nedeni düşüncenin özgür olması gerektiği yönünde verilen ağır bedellerdir.Oysa burada icra edilen sanatta,edebiyatta,şiir de felsefe de resim ve heykelde estetiğin insan düşüncesine yansıması olarak toplumsal ilerlemeye dair zeminin hazırlanmasıydı.
Geçmiş de Avrupa da bir çok sanat akımında ilerleme yapan sanat akımları gelecekte nasıl bir toplumsal modelin inşaa edileceğinin de önünü açıyordu.
Leonardo de Vinci,Vivent van Gogh çizmiş olduğu resimlerine katmış olduğu estetik bir bakıma toplumun zihin dünyasına estetik kazandırıyordu.Katolik kilisesi her ne kadar bu sanatsal gelişmeleri durdurmak için engizisyon mahkemelerini devreye koyup giyotin ile nice kelle almış olsa da kelleleri alınan insanların sanatın,felsefenin düşüncenin gelişimine katmış olduğu eylem ve etkinliğin önüne geçememiştir.Avrupa halkları toplumsal ilerlemeyi psikoliji alanın da felsefe de, edebiyatta,eğitim müfredatında ortaya koyduğu çalışmalarıyla kilisenin gerici yapısıyla tam beş yüz yıl mücadele ederek başarmıştır.
Günümüzde Ortadoğu da yaşanan, yaşanmakta olan tekçi zihin yapısına dayalı inşaa edilmiş devletler(körfez devletleri)kendi toplumlarını baskı altında tutmanın artık imkanı kalmamıştı. Mesela sözkonusu İran devleti,inşaa ettiği elli yıllık gerici çağdışı molla rejimi toplumunu korkunç bir çoraklaşmaya tabi tutarken dış müdahaleye açık hale getirmek için objektif şartları da hazır hale getirmiş bulunmakta.Şiir yazdığı için Kürd şair Hüseyin Xeznafi'yi çocuğunun gözleri önünde vinçlerle asan zihniyet ülkesini getirdiği bu korkunç yoksulluk, açlık sefalet neyle izah edilebilir?
Bir ülkenin çok yönlü gelişimi silah üretimiyle,onunla yarışa girmeyle ifade edilemez.Oysa toplumsal ilerleme sanat ile,bilim ile kendisini ifade ederek bunu demokratik reflekslere yansıtır.Tarihte kimi köleci devletler insan kelleleriyle kaleler İnşa etmeleriyle övünürlerdi.O devletler şimdi yok.insanlığa kötü miras bıraktıklarıyla anılırlar.Kürdler yüz yıldır insanlık âleminde kendi kimlikleriyle var olma mücadelesi vermektedir.Epey de bir yol kat ettiler.Zihinsel olarak da oldukça gelişim kaydettiler;lakin şöylesi açmazlarını da görmek gerekir: Büyük emek ve bedellerle inşaa ettiği kurumlarda bir tıkanma olduğu gerçeği yadsınamaz.Gelişim sağlanmaması hâlinde iktidar ve yetkici anlayış hakim olur, mücadele etmiş olduğun anlayışa benzeşme kaçınılmaz hâle gelir."Demokratik komünal toplum"inşaası zihniyet değişimiyle ancak mümkün olur.Kendisini değiştirmeyen, aşamayan,eski kalıplarla hareket eden,ruhuna estetik katmayan anlayışları toplum bir biçimiyle aşar.
Burada aslında iki anlayışın mücadelesi sözkonusudur.Dayatılanı toplum asla kabul etmez, etmeyecektir de.Başkasının eksiği üzerine kendi iktidarını inşaa etmenin sürdürmenin aracı hâline getirmek sadece toplumsal ilerlemeyi geciktirir!O bakımdan büyük bedeller ile inşaa edilen kurumlar hepimizindir.
Bu vesileyle halkımızın Newroz bayramını içten dileklerimle kutlarım!
Mehmet Güzel/GlobalKalem